29 Haziran 2021 Salı

Leonard William King - Babil Mitolojisi Mitolojiler tamamen hayal ürünü müydü, yoksa başka dünyaların hikâyeleri miydi?

 


Leonard William King - Babil Mitolojisi
Mitolojiler tamamen hayal ürünü müydü, yoksa başka dünyaların hikâyeleri miydi? Birçok farklı kültürün ve coğrafyanın mitolojisini tek tek ele alacak dizimizin ikinci kitabı, kadim bir coğrafya olan Mezopotamya’nın mitolojisi.
Medeniyet, bundan sekiz bin yıl önce, Fırat ve Dicle nehirlerinin arasındaki verimli topraklarda doğdu. Çevredeki dağlardan ve çöllerden gelen insanların burada kurduğu Babil, antikçağın en önemli ve görkemli şehirlerindendir. Mezopotamya’da gerçekleştirilen kazılar sonucunda elde edilmiş yazıtlara dayanan bu araştırma, Babil, Asur ve Sümer mitolojisiyle ilgili temel gerçekleri ortaya çıkarıyor. Bu kitap sizi tanrılarla şeytanların, kahramanlarla kralların büyülü dünyasına davet ediyor.


11 Haziran 2021 Cuma

İştar Yıldızı 8 köşeli Sümer yıldızı

 





            İştar Yıldızı     8 köşeli  Sümer yıldızı


İştar Yıldızı ya da İnanna Yıldızı, antik Sümer tanrıçası İnanna ve onun Doğu Semitik muadili olan tanrıça İştar'ın Aslanın yanı sıra) sembollerindendir. Yıldız aynı zamanda Venüs gezegeni ile ilişkili olduğu için (Venüs Yıldızı) olarak da bilinir.

Tarih

Babil kralı - II. Meli-Shipak'ın Kudurru'su üzerinde İştar yıldızının tasviri.(sol-üstte) MÖ 12.yy

İnanna yıldızı genellikle sekiz köşelidir[1] ve köşe sayısı bazen değişir[2], Altı köşeli yıldızlarda sık sık ortaya çıkar fakat sembolik anlamları bilinmemektedir.[3] Yıldız, İnanna'nın en yaygın sembolüydü[1] ve daha sonraki zamanlarda, İnanna'nın Doğu Semitik muadili olan, tanrıça İştar'ın en yaygın sembolü haline geldi.[1] Başlangıçta genel anlamda bir gökyüzü ilişkisi kurulmuş gibi görünsede,[1] eski Babil döneminde, tanrıça İştar'ın özdeşleştiği Venüs gezegeni ile özel olarak ilişkilendirilmiştir.[1] Aynı dönemden başlayarak, İştar'ın yıldızı dairesel bir disk içine alınmıştı ve kapalıydı [3]

Sonraki zamanlarda, İştar'ın tapınaklarında çalışan köleler bazen sekiz köşeli bu yıldızın mührüyle damgalanırdı.[3] Sekiz köşeli yıldız, bazen sınır taşları ve silindir mühürlerin'de, bazen de Ay tanrısı Sin'in sembolü olan Hilal ile ve Güneş tanrısı Şamaş'ın sembolü olan ışımaklı Güneş diskinin yanında gösterilir.[4][2]

İştar'ın bir diğer önemli sembolü ise aslen İnanna'ya ait olan Rozetti.[5] Yeni Asur dönemin'de Gül, sekiz köşeli yıldızı bile gölgede bırakıp İştar'ın birincil sembolü haline gelmiş olabilir[6] ve Asur kentindeki İştar tapınağı çok sayıda Rozet ile süslenmiştir.[5]

Dipnotlar

  1. ^ a b c d e Black & Green 1992, ss. 169-170.
  2. ^ a b Liungman 2004, s. 228.
  3. ^ a b c Black & Green 1992, s. 170.
  4. ^ Gressman & Obermann 1928, s. 81.
  5. ^ a b Black & Green 1992, s. 156.
  6. ^ Black & Green 1992, ss. 156-157.

Kaynaklar

  • Black, Jeremy; Green, Anthony (1992), Gods, Demons and Symbols of Ancient Mesopotamia: An Illustrated Dictionary, The British Museum Press, ISBN 0-7141-1705-6
  • Collins, Paul (1994), "The Sumerian Goddess Inanna (3400-2200 BC)", Papers of from the Institute of Archaeology, 5, UCL
  • Gressmann, Hugo; Obermann, Julian (1928), The Tower of Babel, Jewish Institute of Religion Press, s. 81
  • Liungman, Carl G. (2004), Symbols: Encyclopedia of Western Signs and Ideograms, Lidingö, Sweden: HME Publishing, ISBN 978-9197270502


16 Mayıs 2021 Pazar

Urartu Şamram Su Kanalı




 Urartu Şamram Su Kanalı

* Milattan önce 810 ile 786 yılları arasında hüküm süren Kral Menua ülkesinin yer aldığı dağlık coğrafyanın zorluklarını ancak imar faaliyetleriyle en aza indirileceği düşünerek, en büyük icraatı olan ve bugünlere kadar gelen, bir sulama kanalı yaptırdı.
* Yaklaşık 50 kilometre uzunluğundaki Şamram Kanalı Van’ın 2800 yıldır kesintisiz bir biçimde güneydoğusundaki Gürpınar ovasından başkent Tuşpa’nın bulunduğu Van Ovası’na tatlı su taşıyor.
* Milattan önce 810 ile 786 yılları arasında hüküm süren Kral Menua ülkesinin yer aldığı dağlık coğrafyanın zorluklarını ancak imar faaliyetleriyle en aza indirileceği düşünerek, en büyük icraatı olan ve bugünlere kadar gelen, bir sulama kanalı yaptırdı[1].
* Yaklaşık 50 kilometre uzunluğundaki Şamram Kanalı Van’ın 2800 yıldır kesintisiz bir biçimde güneydoğusundaki Gürpınar ovasından başkent Tuşpa’nın bulunduğu Van Ovası’na tatlı su taşıyor. Şamram’ın kökeni ise Asur Kraliçesi Sammuramat’a (Semiramis) kadar uzanıyor[2].
* Günümüzden binlerce yıl önce, bugünkü görkem ve teknolojik hassaslığı aratmayan Urartu su mimarisi anıtlarından bazılarının, yörede bugün bile yer yer işe yaraması şaşkınlık yaratıyor. Üstelik dönem ve dayanıklılık açısından bakıldığında, araştırmacılar Urartu baraj, gölet ve sulama kanallarının dünyanın hiçbir yerinde bir benzerlerinin daha bulunmadığını da kabul ediyorlar. Tabii bunların, Şamram Kanalı örneğinde olduğu gibi, çalışır durumda olması konunun önemini daha da arttırıyor. Çünkü bölge, birinci derecede deprem kuşağı içinde bulunuyor ve Urartu dışındaki uygarlıkların anıtları sarsıntıların etkisiyle yerle bir olurken, Urartuların bu yapıtı ise şaşılacak biçimde afetlere direnç göstermiş[3].
* [1] Öziş, Ü., 1987. Ancient water works in Anatolia, International Journal of Water Resources Development, 3(1),pp. 55-62
* [2] Unutmaz, İ.,2013. Anadolu’da antik dönemden günümüze Su mühendisliği harikaları.WILO, İstanbul, 294pp.
* [3] Öziş, a.g.y

10 Mayıs 2021 Pazartesi

Tanrıça Kibele, iki aslanın çektiği bir arabaya oturdu.

 



Tanrıça Kibele, iki aslanın çektiği bir arabaya oturdu. Yunanlılar arasında Kybele veya Tanrıların Büyük Annesi (Matar Kubileya, Frigya'da dağların annesi veya Neo-Hitit'te Kubaba) olarak bilinen, anne figürlerine tapınma geleneğinin olduğu Anadolu'da ortaya çıkmıştır. Kybele'nin vahşi hayvanlara hükmettiği erişilemeyen dağ tepelerinde yaşadığı tahmin ediliyordu. Bu Roma bronz heykelciği 2. yüzyıla kadar uzanıyor.

Xerxes( Serhas) Yazıtı Urartuların başkenti Tuşpa’da (Bugünkü Van Kalesi)

 



Xerxes( Serhas) Yazıtı Urartuların başkenti Tuşpa’da (Bugünkü Van Kalesi)
İran’ın dışında bulunan tek Ahameniş kraliyet yazıtıdır.yazıt 3 sütuna, Eski Persçe, Babilce ve Elamca olarak çivi alfabesiyle soldan sağa yazılmıştır. 27 satırdan oluşmaktadır. Serhas (hükümdarlık: MÖ 486 – 465) Ahameniş İmparatorluğu’nun Pers kralıydı.Yunanca Eski Pers hükümdar adlarından Xšayāršā (Hşayarşa) sözcüğünden gelen Serhas, “kahramanlar kralı” anlamına gelmektedir. Yazıt, Van Kalesinin güneyinde kimsenin ulaşamayacağı kayanın orta kısmındadır. İskit ve Med akınlarıyla zayıflayan Urartulardan sonra bölgeye egemen olan Ermeni Orontid Hanedanı’nın ardından Tuşpa’da kontrol Perslere geçmiş ve yazıt bu nedenle yazdırılmıştır.
''Yüce Ahura Mazda, tanrıların en büyüğüdür. O, Yer’i yarattı, Göğü yarattı, İnsan’ı yarattı, insan için mutluluğu yarattı. O, geçerli tek bir kanun altında yönetilsinler diye Serhası kral yaptı''dizeleriyle devam eden yazıt.

9 Mayıs 2021 Pazar

Irak 'ın Diwaniya eyaletinin 2,000' den fazla tarihi alanı bulunuyor ve Nippur antik Sümer kenti ′′ ziggurat ′′ yapılarına ev sahipliği yapıyor fotoğraf / Ziggurat ' ın içinde çekimi

 


Anadolu'nun Bolluk Ve Bereket Tanrıçası: Kybele

 




Anadolu'nun Bolluk Ve Bereket Tanrıçası: Kybele
Roma ve Yunan mitolojisinde sıklıkla karşımıza çıkan ''Ana Tanrıça'' kavramının kökeni, aslında Anadolu topraklarına kadar dayanıyor. İlk tasvirlere de yine Anadolu’nun merkezinde yer alan Frigya Uygarlığı’nda rastlıyoruz.
Frig halkının “Kybele” ismini verdiği bu tanrıça; Kayseri’de bulunan Kültepe tabletlerinde “Kubaba”, Lidyalılar’da “Kybebe”, Girit’te “Rhea”, Efes’te “Artemis”, İtalya’nın bir kısmında “Venüs”, Roma'da "Magna Mater", Hititler’de ise “Hepat” adıyla anılıyor. Gelin detaylara birlikte göz atalım.
Frigyalılar M.Ö. 9.yüzyılda Gordion (Ankara yakınları) merkez olmak üzere; Ankara, Sinop, Alacahöyük, Pazarlı, Boğazköy, Konya, Malatya, Afyon ve Manisa’ya kadar uzanan geniş bir coğrafya üzerinde kuruldular. Mutlak krallık ile yönetilen Frig halkı çiftçilik ve tarıma fazlasıyla önem vererek su kanalları açacak, hatta tarım faaliyetlerini koruyabilmek adına hukuk kuralları bile oluşturacaktı. Bu kurallar neticesinde saban kırma ile öküz kesmenin cezası ölüm olarak belirlendi. Akabinde hızla zenginleşerek büyüdü Frigler. Dokumacılık alanında ciddi manada kendilerini geliştirdiler ve Tapates adı verilen ünlü kilimi üretip dünya tarihine farklı bir renk katmayı başardılar. Ayrıca oyma ve kabartma sanatında da hatırı sayılır bir yeteneğe sahip olduklarını biliyoruz.
Din anlayışlarına değinecek olursak eğer, inançlarının da tıpkı ekonomik ihtiyaçları gibi tarım çerçevesinde geliştiğini söyleyebiliriz. Çünkü çok tanrılı bir din görüşüne sahip olmalarına rağmen en çok değer verdikleri tanrı; bereket ve bolluk tanrıçası olarak bilinen Kybele'dir. Tasvirlerde Kybele, oldukça yapılı bir kadın figürü ile birlikte doğurganlığına dikkat çekilerek kilolu gösterilir ve ayaklarının dibinde yeni doğmuş bir bebek başı yer alır. Burada kadınsı özelliklere fazlasıyla vurgu yapıldığını görürüz.
Batı Anadolu’daki İda Dağı’nda (Kaz Dağı) yaşayan Kybele, tanrıları hep mağarada doğurur. Tapınak ayinlerinde ona, çok ve çabuk üremesinden dolayı dişi domuz ve sabanla toprağın bağrını yararak döllenmesini sağlayan boğa kurban edilir. Kısacası gerçekleştirilen bütün merasim üreme-üretim ekseninde ilerleyerek, Frigler’in yaşam şeklinin din üzerindeki etkisini kanıtlıyor bizlere. Eski toplumlarda bir kadının ya da hayvanın hamileliği, yeryüzünün bahardan önceki gebeliği gibi kutsal kabul edilirdi. Bu perspektiften bakacak olursak eğer toprak ananın yeryüzündeki temsilcisi olan kadın ile tarım arasında enteresan bir ilişki kurulduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca Kybele doğa ve vahşi hayvanlarla da özdeşleştirilir.
Mesela Ay ile Aslan onun en önemli sembollerindendir. Ay; ölüm ve yaşamın sürekli değişen yönünü, aslan ise kudret, irade ve adaleti tasvir eder.
Bazı heykellerinde ise kafasının üzerinde kuleye benzeyen yüksek bir taç taşır Ana Tanrıça. Bu taç, şehirlerin ve tarımsal ürünlerin tek egemeni sayıldığını işaret ettiği için ona “Mater Turrigera (Ulu Ana)” da denilir. Kulelerin sayıları, Kybele’nin koruyuculuğu altında bulunan kent veya kentleri sembolize eder.
Kybele zamanla Anadolu’dan Mezopotamya’ya, Suriye, Lübnan ve Filistin’e, Ege adalarıyla Girit’e kadar bütün Akdeniz kıyılarını kaplayacak ve hatta Yunanistan ile İtalya’ya yayılarak adından sıkça söz ettirecektir. Biz de yazımızı onun meşhur aşk hikayesi ile sonlandırmak istiyoruz… Attis isminde çok yakışıklı bir Frig delikanlısına aşık olur Kybele. Kendi tapınağının bütün bakımını ona bırakır. Tek şartı ise Attis’in ömür boyu bakir kalacağına dair söz vermesi ve bu sözünden asla dönmemesidir. Böylece ikili aralarında anlaşırlar. Fakat ilerleyen süreçte bir faniyle ilişki yaşamaya başlayan Attis, sözünden döner. Kybele düğününe gider Attis’in. Tanrıça’yı gören delikanlı bir anda verdiği sözü hatırlayarak inanılmaz bir vicdan azabı duyar. Yaşadığı ağır şokun etkisiyle beraber erkeklik organını kesen Attis, bununla bile yetinmeyerek kendisini asmaya kalkar ama Kybele ona acır ve duruma müdahale edip sevdiği adamı bir çam ağacına dönüştürür. O günden sonra da çam kozalakları Attis’in simgesi olur.
Kaynak:
Elif Ersoy, “Ana Tanrıça Kültü”
Ömer Çapar, “Roma Tarihinde Magna Mater (Kybele) Tapınımı”
Ekrem Memiş, Eskiçağ Türkiye Tarihi